Skip directly to content

Onları Ressam Yapan Ruhsal Bozuklukları mıydı?

Onları Ressam Yapan Ruhsal Bozuklukları mıydı?

"Tarihte insanın içine kötü ruh girmesi olarak kabul edilen birçok vaka, majör psikiyatrik bozuklukları maskelemiştir.” Kazuhiro Tajima-Pozo et al. BMJ Vaka Raporları 2009

Delilik Taşının Çıkarılması, Hieronymus Bosch’un yaklaşık 1488-1516 tarihli eseri 
"Bosch’un delisi kafasındaki bir taşı çıkarması için cerraha yalvarmakta. Söz konusu taş, yaygın kabul gören boş bir inanca göre ruh hastalığı, depresyon ya da aptallık nedeni olan “delilik taşı” veya “çılgınlık taşıdır”. Böyle taşlar vücutta bağırsak ya da sırt gibi herhangi bir yerde olabiliyordu ancak en yaygın şekilde kafada bulunduğuna inanılmaktaydı; bu durumda onları çıkarmak için cerrahın kafatasında bir delik açması gerekliydi.’’ Çılgınlık Taşı." Jessica Palmer, Bioephemera, Ağustos 2008.

Deliler Evi, William Hogarth’ın, 1773 tarihli eseri 
"William Hogarth'ın ‘Rake’in İlerleyişi’ (A Rake's Progress) adlı tablo dizisindeki sekiz eser, cimri babasından miras kalan servetin ardından ahlaksızlık ve kendini harap etme yolunu izleyen Tom Rakewell adlı genç adamın öyküsünü anlatır. Bu, Hogarth'ın ikinci ‘modern ahlak temasıdır’ ve büyük başarıya ulaşan Bir Hayat Kadınının İlerleyişi (A Harlot's Progress) serisinin (1730) ardından gelmiştir.

‘’Kulağı Sargılı Otoportre’’ adlı tablo, Van Gogh’un psikotik episodlar ve hezeyanları içeren ciddi akıl sağlığı problemleri yaşamaya başlamasından sonra yapılmıştır. Tablo, Van Gogh’un Gauguin’i bıçakla kovalayıp tehdit ettiği bir psikotik atağın motivasyonu ile ortaya çıkmıştır. Bu olayın hemen ardından Van Gogh eve dönmüş, kulağını kesmiş ve bir hayat kadınına hediye etmiştir. 
Van Gogh hastaneye kaldırıldıktan sonra, Gauguin’in Arles’ten ayrıldığını ve kendisinin bir sanat topluluğu kurma hayallerinin bizzat kendi davranışı nedeniyle suya düştüğünü keşfetmiştir. Bir sinir krizi geçirdikten sonra kendi isteğiyle sanatoryuma yatar. 1890’da hastalığına ve depresyona yenik düşer. Kendini göğsünden vurmuş ve iki gün sonra ölmüştür.

Çığlık (The Scream), Edvard Munch’un yaklaşık 1893 tarihli eseri 

"Bir akşam yol boyunca yürüyordum, bir yanda şehir, aşağıda ise fiyord vardı. Kendimi yorgun ve hasta hissettim. Durdum ve fiyordun aşağısına baktım – güneş batıyordu, bulutların rengi kan kırmızısına dönüyordu. Doğayı delip geçen bir çığlık hissettim; bana çığlığı duymuşum gibi geldi. Bu manzaranın resmini yaptım, bulutları gerçek kan gibi boyadım. Renk haykırıyordu. Bu tablonun adı Çığlık oldu." Edvard Munch
"Depersonalizasyon, kişinin kendi benliğine dair düşünce veya hislerinde ciddi bir bozulmadır ve bu durum kişinin tüm dünyasını değiştirir. Yabancılaşma, tecrit ve değişen algılar yüzyıllardır görsel sanatlara, özellikle de modern sanata konu olmuştur. Edvard Munch'un ünlü tablosu Çığlık kişisel bir cehennemin özünü ve bir insanın kendi dışındaki her şeyden kopuşunu resmeder." Gerçek Dışı Hissetmek: Depersonalizasyon Bozukluğu ve Benliğin Kaybı, Daphne Simeon & Jeffrey Abugel.
"Dünyanın en ünlü panik atağı Ocak 1892’de Oslo’da yaşanmıştır. Bu deneyim sanatçıyı öyle derinden etkilemiştir ki tekrar tekrar o ana dönmüş, sonuçta deneyimine dayanarak iki yağlı boya, iki pastel ve bir taş baskı ortaya çıkarmış, bunların yanı sıra bir de şiir yazmıştır. Munch’un başka panik atakları geçirip geçirmediği bilinmemekle beraber ailesinde akıl hastalığı mevcuttu; Munch’un yaşadığı atak sırasında bipolar kızkardeşi bir akıl hastanesindeydi." Kathy Benjamin.

MCC 17153 (Mayıs 2017)

Referans:
Yukarıdaki haber https://blogs.scientificamerican.com/brainwaves/a-brief-history-of-menta...? print=true’dan özetlenerek çevrilmiştir. Erişim tarihi: 28.12.2016

 

 

 

07.06.2017

ANKET

Sitemizde aşağıdaki konulardan en çok hangisini görmek istersiniz?

/node/9511/webform-results/analysis