Skip directly to content

Bir Yunan Masalı

Bir Yunan Masalı

Yazan: Lulucum, theMagger

Yunanistan’ı anlatmayı çok seviyorum. Ama, sanıyorum ki Yunanistan sınırlarında yapılabilecek alternatif tatil önerilerinde bulunmayı daha da çok seviyorum. Daha önce birçok farklı ada, şehir ve kasabayı heyecanla anlatmış olsam da Monemvasia anlatacaklarım içindeki en orijinal tavsiye olacak, bu kesin!

 

Monemvasia’yi çok yakın bir arkadaşımın düğün töreni nedeniyle ziyaret ettim. Frini’nin ailesi bu kasabanın yerlisiydi ve yaz aylarında burada yaşıyorlardı; ayrıca Monemvasia evlenmek ve balayı yapmak için Yunanistan’ın en romantik noktalarından biri olarak kabul ediliyordu. Dolayısıyla, biz de bu düğün vesilesiyle Yunanlıların anlata anlata bitiremediği kasabayı yaşayabilecektik!

 

Monemvasia; Yunanistan’ın güneyinde kalan Mora Yarımadası’nın güneydoğu ucunda bulunan, büyük bir kayanın eteğinde ve denizin üzerinde konumlanmış, surlarla çevrili bir ortaçağ kasabası. Aslında etkileyici bir yanı olmayan yeni yerleşim bölgesini geçtikten sonra kara ile bağlantısı sonradan sağlanmış kazıklı bir yol sayesinde Movemvasia’nın asıl görülmesi gereken kale surlarına, yani eski şehir bölgesine varıyorsunuz. Bu noktada sizin de anlayacağınız gibi Monemvasia aslında bir ada! 375 yılında yaşanan büyük deprem sonrası anakaradan ayrılmış ve yaşamı kolaylaştırmak adına 70’li yılların başında bu kazıklı yol ile kara bağlantısı yeniden sağlanmış.

 

Yukarıdaki görselde göreceğiniz, Kastro Monemvasia kasabanın eski yerleşim bölgesine verilen ad ve adanın yalnızca bir yüzünde gerçekleşmiş durumda. Bu korunaklı yerleşim fikrini, tek bir sur girişi ile desteklemişler ki zaten Yunanca “mone” ve “emvasia” kelimeleri tek giriş anlamına geliyor.

 

Surlardan içeri girdiğinizde, restore edilmiş ya da hala dokunulmaya kıyılamamış yüzlerce ev bekliyor sizi… Bazıları hala ev olarak kullanılsa da çoğunlukla otel, restoran ya da butik olarak işletilen bu evlerin hepsi de çok şirin. Daracık taş sokaklardan ilerlerken her biri resimlemeye değer kapılar, lokal restoranlar, köşe başı kahvehaneleri, rengarenk bahçeler ve hiç beklemediğini bir anda karşınıza çıkabilen deniz manzaraları ile karşılaşıyorsunuz… Surların derinlerine indikçe sessizleşen, tenhalaşan sokaklarda tam kaybolduk derken ya küçük bir meydan karşılıyor sizi ya minik bir kilise ya da lokal bir Yunan restoranı… Kısacası surlar, gerçekten de yaşam kokan ve iç rahatlatıcı bir gezinti sunuyor ziyaretçilerine..

 

Evliya Çelebi de 1668 yılında bu kasabayı ziyaret etmiş ve yazılarında nergislerin, yaseminlerin, sümbüllerin insanın damarlarına işleyen kokularından bahsetmiş. Bunu öğrenmek o kadar hoşuma gitmişti ki, seyahat öncesi heyecanımı arttırmış ve adaya  vardığımda daracık sokaklarda yürürken yerlere dökülmüş çiçekleri gördükçe Evliya Çelebi izinde adayı gezdiğimi düşünmüştüm.

Önemli Tarihi Yapılar

 

Surlar arasında bir çok minik taş kilise görecek ve resimlemek için harika kareler yakalayacak olsanız da, kasabanın iki önemli kilisesini görülecekler listesine eklemeniz yeterli..

 

Elkomenos Christos meydanındaki Agios Nikolaos kilisesi 13.yy’dan günümüze dek ulaşabilmiş bir Bizans yapısı. Monemvasia’nın en önemli kilisesi ve eski şehrin tam merkezinde bulunuyor…

 

Agia Sofia ise, yine Bizans döneminden kalan bir kilise ancak kale surlarının en tepesinde olması nedeniyle ulaşımı bir parça meşakkatli. Ancak tüm zorluğuna rağmen ulaştığınız noktadaki deniz manzarası görülmeye değer !

 

Ev makarnası adanın kendine has lezzetlerinden bir diğeri… Lokal restoranların tamamında bu lezzeti tadabilir ya da pişmemiş halini kale içindeki lokal dükkanlardan satın alabilirsiniz..

 

İlk kez Saronic Körfezi adalarından Spetses ve Hydra’da karşımıza çıkan nefis bademli kurabiye Amygdalota burada da pek meşhur. Günlük şeker ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayacak olan bu lokal lezzeti kasaba pastanelerinde bulmanız mümkün. Ayrıca, hediyelik olarak da iyi bir tercih olabilir.. Bu arada, Amygdalota’nın burada daha lezzetli oluşunun en önemli nedeni kasabanın üst kalite badem ağaçları imiş. Sayıları her geçen gün azalıyor olsa da Movemvasia’nın lokal pastanelerinde hala ada bademleri ile imal edilmiş kurabiyeler bulmak mümkün.

 

Ulaşım

 

Monemvasia’ya ulaşmak için iki yolunuz var: İlki kendi aracınız ile Atina’dan yaklaşık 3/3,5 saat kadar yol almak. Bunun için A7 otoyolundan Corinth ve Tripoli tabelalarını takip etmeniz gerekiyor. Otobüs tercih ederseniz o da mümkün. Ancak, otobüsler birçok noktada duraklama yaptığından seyahat süresi yaklaşık 6 saate ulaşabiliyormuş. Diğer yol ise yaz aylarında Pire’den kalkan feribotlar. Yalnız bu kısım biraz karmaşık çünkü yalnızca yüksek sezonlarda hat açılıyormuş.

Movemvasia’ya ulaştığınızda ise kesinlikle araca ihtiyacınız yok. Küçük lokal otobüslerle yeni ve eski yerleşim bölgesi arasında taşımacılık yapılsa da yol yürüyüş ile 15 dakikadan fazla sürmüyor. Yeni şehir bölgesinde daha hesaplı bir konaklama yapar ve kale surlarına otobüs ile gelirseniz, surların tam girişinde inebilirsiniz. Kale içinde kaldığınızda ise zaten ihtiyacınız olan tek şey rahat ayakkabı ya da sandaletler olacak.

Monemvasia; belki klişe olacak ama dünya gözü ile görülmeye değecek, kendine has bir ortaçağ kasabası. Geçirdiğim iki gün ruhuma ilaç gibi gelse de kesinlikle yeterli olmadı. O yüzden de kasabaya veda ederken kale surlarına mutlaka yeniden geleceğimi fısıldadım. Bu yıl Lonely Planet’in Monemvasia’ya “Best Place to Visit Europe in 2016” katagorisinde ilk sırayı vermesine de işte bu yüzden hiç şaşırmadım!

23.11.2016

ANKET

Sitemizde aşağıdaki konulardan en çok hangisini görmek istersiniz?

/node/9511/webform-results/analysis