Sorry, you need to enable JavaScript to visit this website..
Skip to main content

Sinema

Ünlü şarkıcılar, sporcular, politikacılar, ikonlar… Hayran olduğumuz o insanlara dair daima daha fazlasını öğrenmek, onların yaşadıklarından ilham almaya devam etmek için biyografik belgeseller izlemek gibisi yok. Merak ettiğimiz hayatlar nasıl yaşandı, neyi doğru yaptıkları için onlarla tanıştık, bir şeyleri yanlış yaptıklarında nasıl tekrar ayakları üzerinde durabilmeyi başardılar? Frank Sinatra’dan Prenses Diana’ya, Allen Iverson’dan Nina Simone’a birçok ikonik isme dair bu soruları cevaplayacak biyografik belgeseller arasından sizin için seçtik:
Spor sadece sağlıklı bir yaşam için ihtiyacımız olan bir araç değil. Hedefe kitlenme, takım ruhu, rekabet, kararlılık, vücudun sınırlarını zorlama ve yaşama yön verme gibi parçaları nedeniyle spor, sporcuların yaşamı ve spor dünyası birçok ilham verici hikayeye fon oluşturuyor. Bu hikayeleri anlatan spor belgeselleri arasından sizin için en sevdiklerimizi seçtik:
Aslan Kral, Güzel ve Çirkin ve Aladdin gibi çizgi filmler, 90’larda büyümüş olanların çocukluklarında etki bırakmıştır. Disney’ son yıllarda bu nostaljik çizgi filmleri – hatta çok daha önceden yaptığı Külkedisi, Uyuyan Güzel gibi çizgi filmleri de – birer film olarak yeniden çekmeye başladı. Özellikle bu yıl ve önümüzdeki yıl yeni Disney filmleri için çalışmalar o kadar hızlı ilerliyor ki, neredeyse yılda 2-3 filmin yeniden çevrimini birden vizyona giriyor. Bu furyanın iyi yanları da, kötü yanları da var tabii… Bazı filmler orijinalinden bile iyi olurken, bazıları pek tatmin etmeyebiliyor.
David Eagleman Stanford Üniversitesi’nde nörobilim alanında çalışan ve hayatının son 20 yılını insan beyni üzerine çalışarak geçirmiş olan bir profesör, aynı zamanda da hemen hemen herkesin bir solukta okuduğu Incognito, Beyin gibi kitapların yazarı. David Eagleman, Netflix’te yer alan ve tamamen eşsiz ve insana özgü bir yeti olan yaratıcılığın nereden geldiğini sorguladığı “Yaratıcı Beyin” adlı belgeselle ekranlara geliyor.
Şu sıralar gündemi oldukça meşgul eden, HBO yapımı Chernobyl / Çernobil dizisini izleyip de tüyleri diken diken olmayan yoktur herhalde. 5 bölümlük bu mini dizi, 26 Nisan 1986’da Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santrali’nde yaşanan felaketi konu alıyor. Sonrasında yıllar boyu tüm dünyayı bir şekilde etkilemiş olan bu felaketin yaşandığı günler, yapılan ilk müdahaleler ve aranan çözüm yolları dizide güçlü ve dramatik bir şekilde karşınıza çıkıyor. Çernobil’in en yakınındaki kent olan Pripyat nasıl boşaltıldı, bugün hâlâ bir hayalet şehir mi ve -belki size çok çılgın bir fikir olarak gözükecek ama- Pripyat’a gidilebiliyor mu diye araştırıldığında karşınıza çıkabilecek cevaplar:
Taron Egerton’un İngiltere’nin yaşayan en büyük pop ve rock yıldızlarından birini canlandırdığı Rocketman, Elton John’un müzikal bir fantezi formundaki biyografisi. İster başrol oyuncusunun yetkinliği, ister bir yıl önceki Bohemian Rhapsody’nin düştüğü hatalara düşmemek için bir mayın tarlasında yürürmüş gibi yapıldığının her halinden belli oluşu ile; Rocketman hem LGBTİ+ kültürüne hem de yaşayan efsanelerden Elton John’un müziğine layık olmayı başarıyor.
Günümüzün teknolojiyle olan mücadelesini ve muhtemelen yakın gelecekte başımıza gelecek olayları sert bir şekilde yüze vuran ancak bunu yaparken teknoloji kullanılmamalı mesajı verme amacı gütmeyen, tam tersine farkındalığınızı geliştirmelisiniz, “biz teknolojiyi kullanmalıyız, teknoloji bizi değil” diyen dizi Black Mirror, 5. sezonuyla karşınızda.
Sinemada çizgi roman uyarlamaları izlemeye bayılıyorsanız, X-Men serisinin sıkı bir takipçisi olmamanıza imkan yok. Neredeyse 20 yıllık geçmişi boyunca bizi kalabalık bir kahraman grubuyla tanıştıran X-Men filmleri, yolculuğuna Dark Phoenix ve The New Mutants ile devam ediyor.
Apollo 11, bundan tam 50 yıl önce insanlığın Ay’a ayak basışını gerçekleştiren NASA görevinin adı. Ay’a yolculuğun 50. yıldönümünde izleyici karşısına çıkan bu belgeselse Apollo 11 görevini ve astronotlar Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Michael Collins’in heyecanlı yolculuğunu sizi tam olarak o günlere götürerek ekrana yansıtıyor.
2017’de korku sinemasının kalıplarıyla oynayan Get Out ile büyük bir başarı yakalayan Jordan Peele’in imzasını taşıyan Us filmi, bir kez daha ABD’nin politik atmosferinden ilham alıyor, hanelerine korku salan davetsiz misafirlerin kendi yansımaları olduğunu anlayan bir aile üzerinden ırkçılık ve ayrımcılığa karşı bir söylem oluşturuyor.

ANKET