Skip directly to content

Aile Hekimliği Uygulamasında Hipertansiyon Tanı ve Tedavi Süreci Nasıl Yönetilmeli?

Aile Hekimliği Uygulamasında Hipertansiyon Tanı ve Tedavi Süreci Nasıl Yönetilmeli?

Hipertansiyon, günümüzde sık görülen bir hastalık ve insan hayatınıtehdit eden pek çok hastalıkların ana sebebi olarak dikkat çekiyor.

Hipertansiyon, günümüzde sık görülen bir hastalıktır ve insan hayatını tehdit eden pek çok hastalıkların ana sebebi olarak dikkat çekmektedir.1

AHA (Amerikan Kalp Cemiyeti) 2018'de yayınladığı hipertansiyon kılavuzunda 130/80mmHg ve üstü kan basıncına sahip hastalar hipertansif olarak kabul edilmektedir.2

 Amerikan toplumunda 60 milyon, dünya üzerinde 1 milyar insanı etkileyen ve 2025 yılı için 1,5 milyara ulaşacağı varsayılan hipertansiyonun kardiyovasküler nedenli ölümlerde üst sınırlarda yer alacağı kuşkusuzdur.1

Hedef organ hasarı olmayan gruplarda 130/80 mmHg’nın altı ‘’hedef değer’’ olarak seçilmiştir. Kan basıncı ile kardiyovasküler hastalıklar arasında sürekli, sabit ve diğer risk faktörlerinden bağımsız şekilde ilişki söz konusudur. Sistolik ve/veya diyastolik kan basıncı arttıkça miyokard infarktüsü (Mİ), inme ve böbrek hastalıkları riski de benzer oranda artmaktadır.1,2

Kan basıncının 115/75 mmHg düzeyinden başlamak üzere her 20 mmHg sistolik ve her 10 mmHg diyastolik basınç artışları ile kardiyovasküler olaylara bağlı mortalite iki kat artmaktadır.3

Hipertansiyon, primer (esansiyel) ve sekonder olarak ikiye ayrılmaktadır. Hipertansiyon olgularının %95’i primer, %5’i  sekonder hipertansiyon olarak karşımıza çıkmaktadır.3

Hipertansiyonun klinik değerlendirmesi

Hipertansiyon tanısı, farklı zamanlarda yapılan en az iki kan basıncı ölçümüne dayandırılmalıdır. Klinikte, evde ve ambulatuvar olarak ölçülen kan basıncı değerleri birbirinden farklı olduğundan, hipertansiyon tanımında kullanılan yönteme göre farklı eşik değerler kullanılmaktadır.3

Hipertansiyonlu bir kişide yapılacak klinik değerlendirme ve araştırmaların dört ana amacı vardır :

1. Kan basıncının kronik olarak yüksek olduğunu doğrulamak ve düzeyini saptamak

2. Sekonder hipertansiyonun var olup olmadığını, varsa nedenini saptamak

3. Hedef organ hasarının varlığı ve yaygınlığını değerlendirmek

4. Prognozu ve tedaviyi etkileyebilecek diğer kardiyovasküler risk faktörlerini ve klinik özellikleri araştırmak.3

Hipertansiyon hastalarında laboratuar incelemeleri

HT hastaları ile ilgili en önemli nokta, mevcut kan basıncı yüksekliğinin organlarda hasar oluşturup oluşturmadığının saptanmasıdır. Hedef organ hasarı açısından kardiyovasküler, serebrovasküler, periferik arter hastalığı bulguları aranmalı retinopati, nefropati ve nöropati açısından ilgili konsültasyonlar yapılmalıdır.1

Elektrokardiyografide (EKG) sol ventrikül hipertrofisi (LVH) voltaj kriterlerinin bulunması,ekokardiyografide LVH varlığı, karotis duvarında kalınlaşma, ayak bileği/brakiyal kan basıncı indeksinin 0,9’un altında olması, serum kreatinin düzeyinde hafif artış (E 1,3-1,5mg/dl K 1,2-1,4mg/ dl), düşük kreatinin klerensi (<60ml/dk) ve mikroalbüminüri (30-300mg/24 saat) mevcudiyeti subklinik organ hasarının belirteçleri olarak kabul edilmişlerdir.1

Poliklinikte HT şüphesi ile başvuran hastada başlangıç testleri olarak açlık kan şekeri düzeyi, lipid profili, serum potasyum, ürik asit ve kreatinin düzeyleri, hemogram, tam idrar tahlili ve EKG istenmesi uygundur. Daha sonrasında hastanın anamnezi ve fizik bakı sonucuna göre ekokardiyografi, karotis ultrasonu, kantitatif proteinüri, fundoskopi, glukoz tolerans testi, ayak bileği/brakiyal kan basıncı indeksi bakılabilir. Hedef organ hasarına yönelik ileri araştırma, komplike HT olguları ve sekonder HT şüphesi taşıyan olgular uzman ağırlıklı merkezlere refere edilebilir.1

Hipertansiyon tedavisi

Kan basıncı yüksekliğini tanı ve tedavi etmenin asıl amacı kardiyovasküler hastalığı ve bununla ilişkili morbidite ve mortaliteyi azaltmaktadır. Antihipertansif tedavi kişiye özgü planlanmalı yani bireyselleştirilmedir.3

Hipertansiyon tedavisindeki amaç, morbidite ve mortalitenin mümkün olan en basit şekilde azaltılmasıdır. Buna göre tolere edilebilmesi halinde sistolik kan basıncının 130 mmHg’nin, diyastolik kan basıncının ise 80 mmHg’nin altında tutulması hedeflenmelidir.2,3

Hipertansiyon tedavisi farmakolojik ve farmakolojik olmayan tedavi olarak başlıca iki grupta değerlendirilebilir. Farmakolojik olmayan kısımda tuz tüketiminin azaltılması, aktif yaşam alışkanlığının edinilmesi, kilo kontrolü, sigaranın bırakılması, alkol tüketiminin makul seviyelere çekilmesi, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme ile birlikte diyette doymuş yağ oranının azaltılması temel bir rol oynamaktadır. 1,3

Antihipertansif ilaç seçimi

• Antihipertansif tedavinin asıl yararları KB’deki düşüşün kendisinden kaynaklanmaktadır.3

• Önemli beş antihipertansif ilaç sınıfı; tiazid diüretikleri, kalsiyum antagonistleri, ACE inhibitörleri, anjiyotensin reseptör antagonistleri ve beta blokerlerdir. Beta blokerler, özellikle bir  tiazid diüretiği kombinasyonuyla, metabolik sendromlu hastalarda veya yeni ortaya çıkan diyabet riski yüksek olan hastalarda kullanılmamalıdır.3

• Birçok hastada birden çok ilaca gerek duyulduğundan, kullanılacak ilk ilaç sınıfının belirlenmesinin vurgulanması sıklıkla yararsızdır. Bununla birlikte, başlangıç tedavisi veya bir kombinasyonun bir parçası olarak, kimi ilaçların diğerlerinden üstün olduğuna ilişkin çok sayıda durum için kanıt bulunmaktadır.3

İlaç tedavisinin prensipleri

• Tedaviye en düşük dozda başlanmalı, hastanın toleransına göre ilaç dozu yeterli kan basıncı sağlanıncaya kadar arttırılmalıdır.3

• Yan etkileri azaltmak ve hipotansif etkiyi arttırmak için uygun ilaç kombinasyonları kullanılmalıdır. Bu konuda sabit düşük doz ilaç kombinasyonlarından yararlanılabilir.3

 İlk ilaca yeterli yanıt alınamaması veya yan etkiler nedeniyle kullanım zorluğu halinde dozu arttırma yerine başka bir ilaç grubundan seçim yapılmalı veya ikili ilaç kombinasyonu tercih edilmelidir. Kan basıncı kontrolünü sağlamak için üçlü veya dörtlü ilaç kombinasyonu gerektiğinde, bunlardan birisinin mutlaka diüretik olması gerektiği hatırda tutulmalıdır.3

Hipertansiyonun tedavisinde hastaların uyumu

Tedavi uyumu anahtar rol oynamaktadır. Hasta uyumunu arttırmak adına hekimlerin birtakım noktalara özellikle dikkat etmeleri önemlidir. Bu noktalar arasında hastayı hastalığı ile ilgili eğitmek, doğabilecek komplikasyonlarla ilgili hastayı bilinçlendirmek, hastanın ilacını düzenli şekilde aldığından emin olmak, hasta ile teması sürdürmek, sağlık birimine kolay ulaşmasını sağlamak, ofis dışındaki kan basıncı düzeyinden haberdar olmak, düşük doz ilaç tedavisi ile başlayarak ileri haftalarda dozu titre edecek şekilde bir tedavi şeması oluşturmak, mümkün olan en az ilaç sayısı ile hedeflenen kan basıncını elde etmek, uygun kombinasyon tedavisini seçmek, yan etkiler ile ilgili uyanık olmak ve belki de en önemlisi hastayı aldığı tedavinin yararlılığı ile ilgili ikna etmek şeklinde belirtilebilir.1

UBA 1816 (Eylül 2018)

Referanslar:

1. Eryılmaz U, Akgüllü Ç. Aile Hekimliği Uygulamasında Hipertansiyon Tanı Süreci ve Yönetim. Turkish Family Physician. 1999; 3(2): 14-18

2. Whelton PK  et al. 2017 ACC/AHA/AAPA/ABC/ACPM/AGS/APhA/ASH/ASPC/NMA/PCNA Guideline for the Prevention, Detection, Evaluation, and Management of High Blood Pressure in Adults: A Report of the American College of Cardiology/American Heart Association Task Force on Clinical Practice Guidelines. J Am Coll Cardiol 2018;71:e127-248

3. Karakoç E.V. et al. Birinci basamakta hipertansiyona yaklaşım. Approach to hypertension in primary care. Smyrna Tıp Dergisi, 2012: 62-67

18.09.2018

ANKET

Sitemizde aşağıdaki konulardan en çok hangisini görmek istersiniz?

/node/9511/webform-results/analysis