Skip directly to content

Az Bilinen Antik Kentler

Show
Az Bilinen Antik Kentler

Türkiye’nin Güzelliklerini Keşfedin: Az Bilinen Antik Kentler

Ülkemizin her köşesi Hitit, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma antik ve tarihi eserlerle dolu. Ve her ne yöne gidiyor olursanız olun, yolunuzun üstünde kesinlikle değerini az bildiğiniz, adını az duyduğunuz, fakat birkaç saatinizi ayırdığınıza sizi çokça şaşırtacak bir antik kent vardır. İşte Ege ve Akdeniz bölgesinden, keşfetmenizi bekleyen antik kentler…

Aizanoi | Kütahya

İstanbul’dan Ege ya da Akdeniz sahillerine doğru otomobille yola çıktıysanız, Kütahya yakınlarından geçerken yolunuzu birazcık değiştirip birkaç saatlik bir kültür molası verirseniz, kesinlikle pişman olmayacaksınız. Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesi sınırlarında kalan Aizanoi Antik Kenti, Türkiye’nin adı az duyulmasına rağmen en değerli kültür varlıklarından biri… Roma döneminden kalma bu antik kentte bir Zeus Tapınağı, bir stadyum-tiyatro kompleksi ve bir macellum bulunuyor. Peki bunlar ne demek ve neden önemli? Aizanoi Zeus Tapınağı, sadece dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biri değil, aynı zamanda etrafındaki sütunla çevrili mekanın üstünün mermer kirişlerle kaplı olması nedeniyle türünün dünyadaki tek örneği. Şehrin kuzeyinde kalanstadyum-tiyatro kompleksi ise bu kentin eğlenceye ne denli önem verdiğini kanıtlıyor, çünkü 13.500 kişi kapasiteli stadyum ve 20.000 kişi kapasiteli tiyatro, antik dönemde başka hiçbir kentte bir kompleks şeklinde yapılmamış. M.S. 2 yüzyıla ait Aizanoi Macellumu ise dünyanın ilk borsalarından biri olarak kabul ediliyor. Enflasyon yüzyıllar öncesinde bile başa bela olsa gerek, Macellum’un duvarlarında İmparator Diocletian’ın M.S. 301 yılında enflasyonla mücadele için tespit ettiği imparatorluk pazarlarında satılan malların fiyatlarının yer aldığı ve günümüze kadar oldukça iyi durumda korunmuş olan yazıtlar görülebiliyor. Tüm bu özellikleriyle Aizanoi Antik Kenti, 2012 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor ve UNESCO Dünya Miras Listesi’ne eklenmek için sırasını bekliyor.

Fotoğraf: gelpesimden.blogspot.com

 

Anavarza | Adana

Roma döneminde, eyalet işlerinin görüşüldüğü, göreceli büyük, zengin ve eski şehirlere imparatorun resmi izniyle ‘metropolis’ ünvanı veriliyordu. İmparator adına tapınak yapma ve imparatorluk adına propaganda yapma hakkı bulunan metropolislere ise ‘neokoros’ (tapınak bekçisi) deniyordu. Anadolu’daki Roma dönemi kentleri arasında bu iki ünvanı birden kazanan ilk kent Efes olarak biliniyor, bu mertebeye ulaşmış antik kentlerden bir diğeri ise AnavarzaAdana’nın Kozan ilçesindeki Dilekkaya köyü sınırlarında bulunan bu antik kent, Roma döneminde birçok askeri ayrıcalığı bulunan, antik dünyanın bölgedeki dev kentlerinden Tarsus ile rekabet edebilecek büyüklükte ve güçteymiş. İmparator Nero döneminde yazdığı De Materia Medica isimli beş ciltlik eseri 18. yüzyıla kadar tüm modern ülkelerin tıp fakültelerinde okutulan farmakolog Dioskurides’in Anavarzalı olması da kenti bilim açısından önemli kılmış. Anavarza’da görebileceğiniz birçok mimari kalıntı var. 20 burçlu sur duvarı, sütunlu yol, hamam, kilise, tiyatro, amfitiyatro, stadyum, su yolları, kaya mezarları, Kilikya bölgesinde benzeri olmayan 3 girişli zafer takı ve bir Ortaçağ kalesi. Fakat Anavarza’da görebileceğiniz en etkileyici eser, M.S. 3. yüzyıla ait mozaikler. Örneğin, fotoğraftaki deniz tanrıçası Thetys mozaiği… Anavarza Antik Kenti, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

Fotoğraf: hometurkey.com

 

Kaunos | Muğla

Güneybatı Anadolu’da birçok dağ ve tepede rastlanan kaya mezarları, Anadolu tarihi ve mimari dokusunun belki de en ilginç mimari öğelerinden biri. Muğla’daki Kaunos Antik Kenti’ni de diğer antik kentlerden ayıran en belirgin özelliği kaya mezarları. Bu kentin çevresindeki kayalıklarda bulunan mezarların cephe mimarisi, Urartu, Frig ve Likya bölgelerindeki tüm kaya mezarlarından farklı. İlk kez burada, buraya özgün bir tip olan tapınak cepheli kaya mezarları, Helenistik tapınakları andıran cepheleriyle dikkat çekiyor. Kaunos Antik Kenti, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

Fotoğraf: koycegiz.bel.tr

 

Korykos | Mersin

Korykos adını daha önce duymamış olabilirsiniz; peki KızkalesiMersin’in Erdemli ilçesindeki beldelerden biri olan Kızkalesi, adını Korykos Antik Kenti’nin bir parçası olan, Bizans döneminde beldenin açıklarındaki küçük bir ada üzerine inşa edilmiş Kız Kalesi’nden alıyor. Hitit dönemiyle başlayıp, Helenistik, Roma, Bizans ve Ermeni dönemleri boyunca önemli bir liman kenti olmuş olan Korykos, Roma ve Bizans döneminde, 500 yıl boyunca zeytin üretimi ve zeytinyağı ve şarap ticaretinde önemli bir kent olmuş. Kentin hem karada hem de denizde iki ayrı kalesi olması, ikili bir savunma sistemi oluşturmasını ve güvenli ve stratejik bir liman kentine dönüşmesine yardımcı olmuş.  İki kalesinin yanı sıra, kendilerine özgü karakterleriyle bölge mimarisinden ayrışan 14 kilise, surların 10 km dışında yer alan ve Adamkayalar olarak bilinen anıt mezarlar ve dönemin günlük yaşantısına dair birçok bilgi veren 11 rölyef, Korykos’ta görebilecekleriniz arasında. Korykos Antik Kenti, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

Fotoğraf: ustamdan.com

 

Kibyra | Burdur

Sahillere varmak için çıkacağınız yolculuk Göller Yöresi’nden geçiyorsa ya da rotanıza son zamanlarda oldukça popüler bir destinasyon olan Salda Gölü’nü dahil ettiyseniz, Burdur’da verebileceğiniz bir kültür molası var: Gölhisar ilçesine bağlı Kibyra Antik Kenti. Bu antik kent, Romalılaşmış doğu şehirlerinin iyi bir örneği olarak biliniyor. Yani kent planlaması ve yapılarıyla, farklı endüstri kollarından da elde ettiği zenginlikle ve bu zenginlikle desteklenen güçlü ordusu ve adalet sistemiyle Roma dönemine tam anlamıyla uyum sağlamış. Kibyra’nın en önemli ve en göz kamaştırıcı yanı ise Kibyra Odeonu. Odeonlar, antik dönemde konser alanı, meclis, mahkeme ve üzeri kapalı tiyatro gibi işlevlere sahipmiş, Kibyra Odeonu ise Türkiye sınırları dahilinde, orijinalinde üzeri çatıyla kapatılmış en büyük antik yapı ünvanına sahip. 3600 kişilik odeonun orkestra bölümünde dünyada benzeri bulunmayan, ince mermer plakalarla yapılmış, 2000 yıllık bir Medusa mozaiği yer alıyor. Kibyra Odeonu‘nun sürmekte olan restorasyonu tamamlanana kadar, mozaik yalnızca yaz aylarında, ağustos sonuna kadar görülebiliyor ve yılın geri kalanında üzeri kapatılarak koruma altına alınıyor. Kibyra Antik Kenti2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenmiş ve çalışmalar son dönemde hız kazanmış.

Fotoğraf: gezimanya.com

 

Laodikeia | Denizli

Denizli’nin 6 km. kuzeyinde yar alan Laodikeia Antik Kenti, Roma ve Bizans döneminin metropolis seviyesindeki kentlerinden ve önemli dini merkezlerinden biri olma özelliğine sahip. Bu kadar da değil, İncil’de adı geçen bir kent olarak 6. yüzyıldan beri Hristiyanlar için bir hac merkezi sayılıyor. M.Ö. 3. yüzyılda Seleukos Kralı II. Antiokhos tarafından karısı Laodike adına kurulan bu kent, tarihi ve dini önemi arttıkça büyümüş ve gelişmiş. Laodikeia’da görebilecekleriniz arasında Hristiyanlık dininin ilk 7 kilisesinden biri olan Laodikeia KilisesiAnadolu’nun en büyük stadyumu olarak biline,n 285 metreye 70 metre ölçülerindeki bir stadyum, 2 tiyatro, 4 hamam kompleksi, 5 agora, 5 nymphaeum, 2 anıtsal giriş kapısı ve daha birçok antik mimari eser bulunuyor. Tarihi önemi büyük ve kutsal Laodikeia Antik Kenti, 2013’ten beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

Fotoğraf: sanatkaravani.com

03.09.2018

ANKET

Sitemizde aşağıdaki konulardan en çok hangisini görmek istersiniz?

/node/9511/webform-results/analysis